Hacı Babamızın Halifeleri

 

Hacı babamız, 2000’li yıllarının sonlarına doğru şöyle buyurdu:

  • Yavrum, bütün mürşitlerin halifeleri vardır. Hacı babanızın da olması lazım.

Hacı babamızın seçtiği abilerimiz (Halifeler) şunlardır:

  1. Hacı Hulusi Abi Yığılca

  2. Hacı Zeynel Öztürk

  3. Hacı Ahmet Şahin

  4. Hacı Nuri Semiz

  5. Hacı Hulusi Topçuoğlu

  6. Hacı Nazım Danış

  7. Hacı Mehmet Sava

  8. Hacı Yavuz Öztürk

  9. Hacı İbrahim Özdemir

  10. Hacı Mehmet Bektaş

  11. Hacı Cahit Temel

  12. Hacı Ramazan (Ankara’dan) kardeşimiz

 

Yazıcımız: Hacı Cevat Gevrek abimiz idi.

Allah (c.c) hepsinden razı olsun.

 

Sevgili kardeşim, bir kişi tasavvufa girdiği zaman mürit olur. Çalışır derviş olur. Sonra çalışır zikir başı olur. Daha sonra mürşide, Resulullah’a (s.a.v) ve Allah’a (c.c) olan aşk, ibadet ve ihlasından sonra halife olur. Bu halifelerden de hangisinde kaderinde varsa Allah (c.c) ve Resulu (s.a.v) seçer. Mürşid-i Kamil onu onaylar.

İşte canım kardeşim. Gelecekte şeyhlik bu halifeler yapar. Bunlara vebal yoktur. Halifelerin dışındakiler şeyhlik yapmak isterlerse kendilerini tatmin etmek için ortaya çıkarlar. Sakın bunlara aldanmayın. Yeni gelenler bunlara dikkat etsin. Bu 12 halifenin içinden Sultan’ımız bir kardeşimize hem sözlü hem de manen ağır yükü (mürşitlik) bırakmıştır. Bunu abi ve kardeşlerimiz biliyorlar. Ama her nedense gizliyorlar. Hacı babamın emri gelince (15 yıl olunca) kardeşlerimiz hem zahiren hem de manen rüyada fark edeceklerdir. Bu zamana kadar sohbet ve dersinize devam ediniz. Hangi abime gidiyorsanız onda çalışın. Manen gerçeği bulana kadar, yani rabıta ve rüyalarınızda bunu görene kadar devam edin.

 

Hacı babamız hayatta iken, birçok kardeşimize şeyhlik verdi. Bazılarına kasetle veya kâğıda -ve hatta Kur’an’a- yazarak o kardeşimizin çalışmasını ve bağlılığını övmüş ve imza atmıştır. Bu hâl en üstte olan, yani makamı yüksek olan kardeşimizin kendilerine gelmesini, tevazu ve alçak gönüllü olmalarını istediği içindir. Hâlbuki mürşitlik istenilmez, Allah ve Râsulu ve mürşid-i kamil’in istediği iledir.

 

2004 yılı Temmuz ayında Hacı babamızın sağlık ve afiyeti iyi iken, bu ağır yükü bir kardeşimize bıraktı. Şimdi abilerim diyebilirler ki, “Hacı babamız mürşitliği bana verdi.”. Ama canım kardeşim:

  1. Onlar halife değil.

  2. Hacı babamız hayatta iken onları dergahtan uzaklaştırdı, ve hatta cemaatin onlarla görüşmesini yasakladı.

  3. Kur’an’da nesih ve mensuh ayetler vardır. Yani sonradan gelen ayetler, bir önceki ayetlerin hükmünü ortadan kaldırabilir. Ama o ayetler vardır. (Hacı babamızın önceden gerek sözlü ve gerekse yazılı olarak verdiği, ve imzaladığı vardır, inkar edilemez. Ama onların hükmü ve geçerliliği yoktur.) Bu hem peygamberler de, hem kitaplar da, hem de tasavvuf da vardır. Örneğin, peygamberimiz geldiği zaman öteki kitaplar ve peygamberlerin hükmü kalkmıştır. Peygamberimiz ve Kur’an’ın hükmü geçerlidir. Bu inkâr edilemez.

 

Hak yoluna gönül vermiş kardeşim, tefrikaya düşmeyin, inanç ve itikadınızı bozmayın, dikkatli olun. Bu yolun sahibi pirlerdir, dünya durdukça mürşid-i kamillik devam edecektir. Allah yar ve yardımcımız olsun. Cümlemizi tasavvuf yolunda daim ve kaim eylesin, bu vatana, millete ve Ümmet-i Muhammed’e dua etmeye vesile eylesin. Amin bi hürmeti taha ve yasin.